Koleksiyon e-ticareti / Uçtan uca vaka çalışması
Dünyayla aynı gün,
Türkiye’de ilk ön sipariş.
ABD’den Pokémon kartları ve kapalı kutu koleksiyon ürünleri getiren bir e-ticaret markası. Dijital tarafın tamamını tek bir sistem olarak yönetiyorum: e-ticaret sitesi, katalog, reklam, arama, marka ve ambalaj. Her parçanın nasıl çalışacağına önce karar veriyor, sonra işin içine giriyorum. Aşağıda bu parçaların birbirine nasıl bağlandığını anlatıyorum.
- ₺1,5M+
- kampanya ayında ciro
- ₺100K
- aynı ayki reklam harcaması
- 2.000
- sıfırdan Instagram takipçisi
- 4
- influencer iş birliği
Ciro, yıl dönümü ön sipariş kampanyasının yapıldığı aya ait ve rakamı şirket paylaştı. Tekrarlayan gelir değil, tek bir ayın satışı; ortaya çıkmasında bütün ekibin payı var. Yanındaki harcama o ayın reklam bütçesi. Cironun tamamını reklama bağlama iddiası taşımıyor.
01 / E-ticaret sitesi, katalog ve ürün verisi
Önce dükkânı düzelt, sonra reklamı
Üzerinde hiçbir şeyi değiştiremediğiniz bir siteye reklam vermek, tahminden öteye geçmez. Bu yüzden işe siteden başladım: yapıyı baştan kurdum, kataloğu ve ürün verisini yeniden düzenledim, ürün sayfalarını yazdım. İşin asıl döndüğü yerleri de kurdum: siparişler, tedarikçiler ve bunları yöneten panel. Sonra yapılan her şey sağlam bir zemine oturdu.

02 / Teklif tasarımı, kampanya sayfası ve lansman
Dünyayla aynı gün, Türkiye’de ilk ön sipariş
Yıl dönümü seti bütün dünyada aynı gün çıktı. Stoğun gelmesini bekleyip sonra fiyatla yarışmak yerine, ön siparişi Türkiye’de ilk biz, aynı gün açtık. Zor olan duyuru değil, koşullardı: ön sipariş, insanlardan henüz ellerine almadıkları bir ürün için para ödemelerini istemek demek. Bu yüzden dört kuralı ürünlerden önce sayfaya koyduk.
Ürünlerden önce yazılan dört kural
- 01Fiyat, rezervasyon yaptığınız gün sabitlenir
- 02Bugün %25, kalanı kutu bize ulaşınca
- 03Kalan tutar taksitlere bölünür
- 04Tedarik gerçekleşmezse kaparonun tamamı iade edilir
03 / Dijital reklam ve kreatif üretim
Ayda ₺100K bütçe, kreatifler şirket içinde
Meta ve Google kampanyalarını tek bir huniye göre değil, kataloğa göre kurdum. Kreatifleri, yazıp sabitlediğim bir marka sistemiyle şirket içinde üretiyoruz; yeni bir fikir, brief döngüsünü beklemeden bir öğleden sonra içinde hazır oluyor. En önemli kural hiç de gösterişli değil: ürünün rengine dokunulmaz, çünkü koleksiyoncu için baskı rengi ürünün ta kendisi. Bu kural benim aklımda değil, sistemin içinde yaşıyor.

04 / Marka, sosyal medya, influencer ve ambalaj
Sıfırdan 2.000 takipçi, tamamen organik
Hesabı devraldığımda ortada bir marka sesi yoktu. Görsel kimliği oluşturdum, rastgele paylaşımlar yerine isimli içerik serileri kurdum ve hepsinin metnini kendim yazıyorum. Hesap, arkasında hiçbir reklam desteği olmadan 2.000 takipçiye ulaştı. Dört influencer iş birliği de fiziksel Mystery Pack zarfı da aynı kurallarla hazırlandı. Akıştaki bir gönderide, bir içerik üreticisinin videosunda ya da müşterinin evde açtığı pakette marka hep aynı duruyor.

05 / Arama, SEO ve GEO
İnsanlar bulsun, yapay zekâ alıntılasın
Bu büyüklükte bir katalog için arama her şey demek. Ürün ve kategori sayfaları buna göre yapılandırıldı; yalnızca sıralamada yükselmek için değil, yapay zekâ arama sonuçlarında doğru ve temiz alıntılanmak için yazıldı. Türkiye’deki alıcılar artık ne alacaklarını arama kutusuna yazdıkları kadar bir yapay zekâ modeline de soruyor.

Hepsini bir arada tutan şey
Kararı insan verir, tekrarı ajan yapar.
Ürün görselleri, katalog işleri ve kampanya metinleri, tasarlayıp yönettiğim ajan iş akışlarından geçiyor. Hepsi aynı marka kurallarına bağlı, bu yüzden çıktı yoldan sapmıyor: kaynak her zaman gerçek ürün fotoğrafı, baskı rengine dokunulmuyor, palette tek bir turkuaz ve tek bir amber var, tek kredi harcanmadan önce metin onaylanıyor. Karar bir kez, kuralların içinde veriliyor. Gerisini ajanlar tekrarlıyor; şirketteki herkes kurduğum aynı panel ve katalog üzerinden çalışıyor. Benim dikkatim de hâlâ bir insan gözü isteyen işlere kalıyor.